3 Mayıs 2011 Salı

SEELS ve GLASGOW ÖĞRETİM TASARIMI MODELİ



Öğretim tasarımı, öğrenmeyi sağlamak için öğretim materyallerinin ve öğretim sisteminin yönlendirilmesi olarak tanımlanabilir(Rowland,1994). Öğretim tasarımının asıl amacı öğrenmenin ve öğretmenin kalitesini arttırmaktır.Seels ve Glasgow’un öğretim tasarımı modeli dört aşamadan meydana gelen on basamaklı bir öğretim tasarımı sürecidir.Bu aşamalar; problem, tasarım, geliştirme, uygulama ve değerlendirme aşamalarıdır.
Problem aşaması: Bu aşamada öncelikle hedefler belirlenir. Hedeflere uygun davranışlar ortaya konulur. Önkoşul davranışların neler olacağına karar verilir. Bu arada giriş davranışlarının hangileri olacağı ortaya konulmalıdır. Öğrencilerin motivasyon ve öğrenme biçimleri sistematik yaklaşım biçiminin ilk aşamasında yapılması gerekenlerdir.
Tasarım aşaması: Medya seçimi yapılır. Öğretim stratejileri , hedef ve ölçütler belirlenir. Yapılacak faaliyetler planlanır ve organize edilir. Hangi öğrenme etkinliklerini, materyallerini kullanarak hedeflere ulaşılacağına karar verilmelidir.
Geliştirme aşaması: Konuyla ilgili materyal geliştirilir ve yapılan bu materyal ile ilgili bir değerlendirme yapılır.
Uygulama ve değerlendirme aşaması: Değerlendirme aşamasında ise, hem süreç, hem de sonuç değerlendirilebilir. Değerlendirme öğretim programının denenmesi aşamasında yapıldığı gibi, uygulanması aşamasında da yapılmalıdır.Bu modele uygun olarak ilköğretim 6. sınıf fen bilgisi dersi konularından biri olan “Çevremizi Nasıl Algılıyoruz ” konusu incelenecek
PROBLEM ANALİZİ
Problem analizi yaparken aşağıdaki basamakları izleyeceğiz.
1. Bilgi toplama
2. İdeal-reel karşılaştırması
3. Performans analizi
4. Kaynak ve sınırlılıkların belirlenmesi
5. Öğrenme karakterlerinin belirlenmesi
6. Hedef ve önceliklerin belirlenmesi
7. Problem cümlesinin yazılması
1. Bilgi Toplama (Gather Information):Bizim çalışma grubumuz ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Sınıf mevcudu 25’i kız ,15’i erkek olmak üzere toplam 40 kişidir. Okul, çok fazla imkanları olmayan orta halli bir devlet okuludur. Aynı şekilde öğrenciler de ekonomik açıdan orta halli ailelerin çocuklarıdır.Onlara Fen bilgisi dersinde “Çevremizi Nasıl Algılıyoruz?” konu başlığı altında duyu organları öğretilmeye çalışılacaktır.Öğretmen dersi çoğunlukla sınıf ortamında götürecektir. Zaman zaman, konuların gelişimine göre imkanlar dahilinde bilgisayar laboratuarından ve diğer laboratuarlardan yararlanacaktır. Öğretmen ders esnasında, daha önceden hazırlamış olduğu materyalleri öğrencilere sunacaktır. Bu materyaller kimi zaman bir maket olurken kimi zaman da bir eğitim cd’si olabilir. Kullanılacak bu materyaller o günkü konunun gereklerine göre seçilecektir. Öğrencilerin ilköğretim 4. ve 5. sınıflarda görmüş oldukları fen bilgisi dersleriyle bağlantı kurmaları sağlanmalıdır. Böylece öğrenci daha önce öğrenmiş olduğu bilgileri hatırlayacak ve yenilerini daha çabuk öğrenecektir. Derse başlamadan önce öğrencilere bir ön test uygulanmalı ve duyu organları ile ilgili olan bilgilerini seviyesi ölçülmelidir. Bu test öğretmene ders planını hazırlarken nasıl bir yol izleyeceği konusunda bir fikir verir. Hangi konudan başlayacağını , hangilerini daha ağırlıklı anlatacağını belirler. Sunulacak olan ön testte aşağıdaki sorulara benzer sorular yer almalıdır.
1. Hangi organımız görmemizi sağlar?
2. Hangi organımız sayesinde etrafımızdaki sesleri duyarız?
3. Kokuları hangi organımız sayesinde alırız?
4. Tat alma organımız hangisidir?
5. Göz hastalıkları nelerdir? Yazınız.
6. Kulağın kısımlarını yazınız.
7. Burun hastalıkları nelerdir?
8. Dilimizin şeklini çiziniz,kısımlarını gösteriniz.9. Dilimizin görevleri nelerdir?
10. Derimizin şeklini çiziniz. Şekil üzerinde kısımları gösteriniz.
Bu test sayesinde öğretmen sınıfın düzeyini öğrenmiş olur. Böylece hangi konuyu ağırlıklı anlatacağını, hangisinin üzerinde az duracağını kararlaştırır ve bunu planına yansıtır. Bu testin sonunda öğrenci analizi yapılmış olur. Ders esnasında öğretmen öğrencilere duyu organları ile ilgili alıştırmalar yaptırmalıdır. Bunun için öğretmen , duyu organları ile ilgili materyalleri tarayıp en uygun olanı seçmeli , daha önceden elinde konuyla ilgili bir materyal varsa onu güncelleştirip ,sınıfın düzeyine uygun bir hale getirip öğrencilere sunmalıdır. Ayrıca ders kitabı olarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından seçilmiş bir kitap kullanılmalı, konular öğrencilere bu kitaptan takip ettirilmelidir. Ders öğretmeni alanında yeterli bilgiye sahip olmalıdır ki öğrencilerini iyi bir şekilde eğitebilsin. Alanındaki yayınları takip etmeli eğer gerekli görüyorsa konunun uzmanlarından yardım almalıdır.
1-)İdeal-Reel Karşılaştırması(Identify Discrepancies)Öğretmenin ulaşmak istediği başarı düzeyi %90 dir.Öğretmen dersi işlerken soru-cevap yöntemini kullanacak ve böylece öğrencinin dersle olan bağının kopmamasını sağlayacaktır. Ön hazırlık alıştırmaları vererek derse hazır gelmelerini sağlayacaktır. Sıkıldıklarını anladığı anda onları motive edecek ,dersi eğlenceli bir şekilde işleyecektir. Teorik bilgilerin ardından o konuyla ilgili bir maket gösterecek , öğrencilerin ona dokunmalarını sağlayacaktır. Çünkü insan ne kadar çok duyusuyla hissederse o kadar hızlı ve kalıcı öğrenir. Yada gene konuya göre onlara bir eğitim cd’si izletecektir.Daha önce yapmış olduğu ön test sayesinde sınıfın düzeyini anlayan öğretmen o düzeyde ders anlatacaktır. Bu düzey iyi bilenlerin ve hiç bilmeyenlerin sıkılmayacakları, tüm sınıfın derse katılımının amaç olduğu bir düzeydir. Tüm bunları yaptığında tasarladığı başarı düzeyi olan %90 başarı oranına ulaşacağını düşünmektedir. Ancak her şey düşünüldüğü gibi olmayabilir. Öğrenci devamsızlıkları sınıfın anlama düzeyi, öğrencilerin kullanılan materyallerden hoşlanmayabilecekleri, materyallerin yetersiz olabileceği ve bunun gibi bir çok şey göz önünde bulundurulduğunda tasarlanan başarı düzeyine ulaşmanın pek de kolay olmadığı görülür. Bunların ışığında hedeflenen başarı düzeyi %75 olarak belirlenmiştir.
2-)Performans Analizi ( Do Performance Analysis):Öğretmen konuya hakim, kendi branşıyla ilgili yayınları elinden geldiğince takip edip kendini yenilemeye çalışan bir öğretmendir. Dersi sadece bir anlatım tekniği kullanarak götürmemektedir. Değişik tekniklerle dersi sıkıcılıktan kurtarmaya çalışır. Materyal olarak maketlerden yararlandığı gibi öğrencilere eğitim cdleri , videolar izleterek dersi zevkli hale getirmeye çalışmaktadır. Her dersten sonra ev ödevleri vererek çocukların dersi tekrar etmelerini sağlar. Derste sadece kendi anlatmaz , soru-cevap tekniğini kullanarak dersi etkileşimli bir şekilde işler.Sınıfta sessizlik sağlanmalı , öğrenciler mümkün olduğunca ön sıralara oturtulmalıdır. Böylece öğrenci performansı arttırılır.Okulun konumu , ders saatlerini durumu öğrenci performansını çok etkiler. Okul cadde üzerindedir. Sınıfa , dışarıdan çok fazla gürültü gelmektedir. Mümkün olduğunca dışarıdan gelen gürültüler önlenmeye çalışılmalıdır. Pencereler kapatılmalı, öğretmen dersi daha yüksek sesle anlatmalıdır ki öğrencilerin ilgisini üstünde toplayabilsin. Dersler haftalık ders programında günün ilk saatlerine yerleştirilmelidir. Çünkü ilk saatlerde öğrencilerin öğrenme düzeyleri daha yüksektir , henüz yorulmadıklarından , konuları daha kolay anlarlar. Tüm bunlar öğrenci performansını arttırır.Öğrencinin başlangıç motivasyonu beklenilenden az olabilir. Onların ilgisinin derse çekilmesi gerekmektedir. Dersi güncel olaylarla bağlantı kurarak anlatması onların ilgisini çeker. Ayrıca ne öğreneceklerinin onlara önceden söylenmesi bu bilgilerin onların işine nerelerde yarayacağı konusunda bilgilendirilmelidirler. Örn; duyu organları hakkında sahip olacakları bilgiler onlara her zaman gerekli olacak bilgilerdir. Öğrencinin bunun kanısına varması sağlanmalıdır. Çocuklar çok çabuk sıkılır ve dersten koparlar. Öğretmen bunu anladığı anda onların dikkatini tekrar toplayacak bir takım şeyler yapmalıdır. Örn; bir fıkra anlatıp yada küçük bir espri yapıp sınıfın havasını değiştirebilir. Bu şekilde ilgilerini yeniden kendi üzerine toplamış olur. Tüm bunlar yapıldığında performans artar.
1.Kaynakların ve Sınırlılıkların Belirlenmesi ( Identify Constraints and Resources):
Okulumuz orta halli bir devlet okuludur. Hal böyle olunca elbette kullanılacak materyal ve kaynaklar da doğal olarak sınırlıdır. Yalnızca bir tane bilgisayar odası vardır ve buradaki bilgisayarların sayısı da yeterli değildir. Yeri geldiğinde bu bilgisayarlardan yararlanılacaktır. Bu laboratuarlarda eksik olan malzemeler ve kullanılacak cd ve videolar okul bütçesi tarafından karşılanacaktır. Fen bilgisi dersinde kullanılabilecek , organları tek tek çıkartıp takabileceğimiz bir insan maketi bir adette yap boz vardır. Bunun yanında bir de göz maketi yer almaktadır. Ders kitabı olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirlediği ders kitabı kullanılmaktadır. Ayrıca öğretmen gerekli gördüğü zamanlarda takip ettiği dergilerden yararlanarak hazırladığı çalışma yapraklarını da öğrencilere verecektir. Okuldaki materyaller oldukça sınırlıdır. Ayrıca var olanların çoğu da eski ve yıpranmıştır. Bu tür sınırlılıklar öğrenmeyi olumsuz yönde etkiler, başarı oranını düşürür. Bunu en aza indirmek için çaba harcanmalıdır.
1.Öğrenme Karakterlerinin Belirlenmesi (Identify Learner)
Öğrenme karakterleri Bloom’un taksanomisine göre incelenmiştir. Bu dersteki amaçların büyük bir kısmı bilişsel amaçla ilgilidir. Bilişsel amaçlar altı kısımda incelenmiştir;
a.Bilgi Basamağı
· Duyu organlarının görevlerini bilme,
· Duyu organlarının kısımlarını bilme,
b. Kavrama Basamağı
· Şekli verilen bir duyu organını tanıyabilme,
· Duyu organlarının görevlerini nasıl yaptığını anlayabilme,
· Duyu organlarının aralarındaki farkları anlayabilme,
· Özetleme yapabilme,
c. Uygulama Basamağı
· Duyu organlarının şekillerini çizebilme,
· Şekillerin üzerinde bölümleri gösterebilme,
d. Analiz Basamağı
· Duyu organlarının birbirleri ile olan etkileşimlerini anlayabilme,
· Duyu organlarını özelliklerine göre ayırt edebilme,
e. Sentez Basamağı
· Verilen bazı parçaların hangi duyu organına ait olduğunu bilme,
· Dağınık halde bulunan maket parçalarını birleştirerek duyu organlarını oluşturabilme,
f. Değerlendirme Basamağı
· Duyu organlarını karşılaştırıp , hangisinin ne işe yaradığını yaşamsal faaliyetlerini değerlendirebilme. Duyuşsal amaçlar ise beş kısımda incelenmiştir;
a. Alma Basamağı
Duyu organlarını birbirlerinden ayırt edebilme,
b. Tepkide Bulunma Basamağı
· Derse aktif olarak katılma,
· Ders konularıyla ilgili olma,
· Konular arasında ilişki kurabilme,
c. Değer Verme Basamağı
· Derslere katılmaya değer verme. Derslerden zevk alma,
d. Örgütleme Basamağı
· Farklı bilgileri tutarlı bir biçimde toparlayabilme,
· Grup halinde çalışmada başarı gösterme,
· Başarılı olacağında kararlılık gösterme,
e. Bir Değer yada Değerler Bütünüyle Nitelenmişlik Basamağı
· Öğrendiklerini günlük yaşamıyla bağdaştırma,
· Ders öğretmenine saygı duyma,
· Kullanılan materyallere saygı duymaBilişsel ve duyuşsal amaçlar bunlardır. Bu ders kapsamında psikomotor amaçlar yer almamaktadır.
1.Hedef ve Önceliklerin Belirlenmesi ( Identify Priorities and Goals )
Hedef: Öğrencilerin duyu organlarını öğrenmeleri, görev ve yapılarını iyi şekilde bilmeleri.
Öncelikler:
· Duyu organlarının neler olduğunu bilme,
· Genel özelliklerini bilme,
· Duyu organlarının nasıl çalıştığını bilme,
· Şekillerini çizebilme,
· Duyu organlarını birbirlerinden ayırıp farklılıklarını bilme,
· Duyu organlarıyla ilgili hastalıkların neler olduğunu bilme,
· Bu hastalıklarla ilgili korunma yollarını bilme,
1.Problem Cümlesi Yazma ( Problem Statament ) Bir ilköğretim okulunda 6. sınıf öğrencilerinden oluşan 40 kişi mevcutlu bir sınıfa, fen bilgisi dersinde, branşında uzman bir öğretmenle “Çevremizi nasıl algılıyoruz?” konu başlığı altında ,duyu organları öğretilecektir.
2. GÖREV VE ÖĞRETİM ANALİZİ
Şimdi de fen bilgisi dersinde anlatılacak olan duyu organları konusuyla örneklendirilerek görev ve öğretim analizi basamağının giriş ve hedef davranışları belirlenecektir.

Giriş Davranışları Bu konu ilköğretim 5. sınıfta gördükleri bir konudur. Giriş amaçları, bu durum göz önünde bulundurularak belirlenmektedir.
Giriş amacı 1 : Duyu organlarının neler olduklarını ve görevlerini söyleyebilme.
Giriş davranışları:
· Gözün görevini söyleyebilme,
· Kulağın görevini söyleyebilme,
· Dilin görevini söyleyebilme,
· Burunun görevini söyleyebilme,
· Derinin görevini söyleyebilme,
Giriş amacı 2 : Duyu organlarının nasıl çalıştıklarını söyleyebilme.
Giriş davranışları:
· Gözün nasıl çalıştığını söyleyebilme,
· Kulağın nasıl çalıştığını söyleyebilme,
· Dilin nasıl çalıştığını söyleyebilme,
· Burunun nasıl çalıştığını söyleyebilme,
· Derinin nasıl çalıştığını söyleyebilme,
Amaçlar ve Hedef Davranışlar:Giriş davranışları belirlenmiştir. Şimdi bu kısımda ise dönem sonunda (ders tam olarak tamamlandıktan sonra ) öğrencilerde oluşmasını beklediğimiz hedef davranışları inceleyeceğiz.
Amaç 1 : Duyu organlarının görevlerini öğrenme.
Hedef Davranışlar:
· Duyma olayının nasıl gerçekleştiğini bilme.
· Görme olayının nasıl gerçekleştiğini bilme.
· Tat almanın nasıl gerçekleştiğini bilme.
· Koku almanın nasıl gerçekleştiğini bilme.
· Dokunma duyusunun nasıl çalıştığını bilme.
Amaç 2 : Duyu organlarının şekillerini çizebilme,kısımlarını gösterebilme.
Hedef Davranışlar:
· Kulağın şeklini çizip kısımlarını gösterebilme,
· Gözün şeklini çizip kısımlarını gösterebilme,
· Dilin şeklini çizip kısımlarını gösterebilme,
· Burunun şeklini çizip kısımlarını gösterebilme,
· Derinin şeklini çizip kısımlarını gösterebilme.
Amaç 3 : Duyu organlarıyla ilgili hastalıkları bilip sıralayabilme. Bunların tedavileri ve korunma yolları ile ilgili fikir sahibi olma.
Hedef Davranışlar:
· Kulağımızla ilgili dikkat edilmesi gereken şeyleri bilme.
· Göz hastalıklarının neler olduğunu bilme.
· Burun sağlığımızla ilgili önemli noktaları bilme.
Amaç 4 : Duyu organlarının birbirlerine benzer veya farklı yönlerini bilme , birbirleri arasında bağlantı kurabilme.
Hedef Davranışlar:
· Duyu organlarının belirgin özelliklerini öğrenerek farklılıkları bilme.
3.HEDEF VE ÖNCELİKLERİN BELİRLENMESİBir önceki basmakta bir takım amaçlar belirlemiştik. Şimdi de bu amaçlarımızın her biri için farklı hedefler belirleyeceğiz. Bunu yaparken IDE tarafından kullanılan formatı kullanacağız. Bu format aşağıdaki gibidir;
A ; Audience (Dinleyiciler)
B ; Behaviour (Davranış)
C ; Condition (Ortam, Şartlar)
D ; Degree (Derece)Yani dinleyici olarak aldığımız kesimi , beklediğimiz davranışları ve formatta yer alan diğer şeyleri her bir amacımız için tek tek yazacağız.
Amaç 1 : Duyu organlarının görevlerini öğrenme.
A: İlköğretim 6. sınıf öğrencileri;
B: Duyu organlarının hangisinin ne görevi üstlendiğini bilme,
C: Sınıf ve laboratuar ortamı,
D: Duyu organlarının görevlerini %80 oranında bilme.
Amaç 2 : Duyu organlarının şekillerini çizebilme,kısımlarını gösterebilme.
A: İlköğretim 6. sınıf öğrencileri;
B: Duyu organlarını her birinin şeklini çizip ,bu şekil üzerinde kısımlarını gösterebilme,
C: Sınıf ve laboratuar ortamı,
D: Şekil çizip, duyu organlarının kısımlarını gösterebilme konusunda %70 başarılı olma.
Amaç 3 : Duyu organlarıyla ilgili hastalıkları bilip sıralayabilme. Bunların tedavileri ve korunma yolları ile ilgili fikir sahibi olma.
A: İlköğretim 6. sınıf öğrencileri,
B; Duyu organlarımızda ortaya çıkan hastalıklar ve tedavileri hakkında bilgi sahibi olma, bunlardan korunma yollarını bilme,
C: Sınıf ortamı,
D: Bu konu da %75 oranında başarı beklenmektedir.
Amaç 4 : Duyu organlarının birbirlerine benzer veya farklı yönlerini bilme , birbirleri arasında bağlantı kurabilme.
A: İlköğretim 6. sınıf öğrencileri,
B: Duyu organları arasında bağlantı kurup benzer ve farklı yönlerini bilme,
C: Sınıf ortamı , fen bilgisi ve bilgisayar laboratuarları,
D: Bu konunun öğrenilmesinde %65 oranında başarı beklenmektedir.Öğrencilerin giriş davranışlarını belirlemek için bir ön test uygulayacağız. Testimiz aşağıda sorulardan oluşmaktadır.
Ön Test
1. Çevremizi nasıl algılarız?
2. Kaç duyu organımız vardır? Bunların isimleri nelerdir?
3. Kulağımızın görevi nedir?

ASSURE


Assure Modelinin önceki aşamaları tamamlandıktan sonra tüm modellerde ortak olan değerlendirme basamağına gelinir. Bu basamakta öğretim programının sonucunda, düzenlenen öğretimin programının etkileri, verimliliği ve programa katılan öğrencilerin öğrendikleri bilgilerin değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme yapılırken sorulabilecek bazı sorular vardır. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse:
  • Program dâhilinde belirlenen hedeflere ulaşılabildi mi?
  • Seçilen medya ve materyaller öğretime uygun ve etkin bir biçimde kullanılabildi mi?
  • Seçilen medya ve materyaller ihtiyacı yani istenileni karşılayabildi mi?
  • Öğretim içeriğinin aktarılması sağlanabildi mi?
  • Yapılan etkinliklerin zaman ve maliyet durumu uygun mudur?
Bu değerlendirmeler yapılırken belirli bir sıralama kullanılır. Bu sıralamayı ele alacak olursak üç başlık ile karşılaşırız. Bunlar:
  • Öğretim Öncesi Değerlendirme ve Güncelleme
  • Öğretim Sırasında Değerlendirme ve Güncelleme
  • Öğretim Sonrası Değerlendirme ve Güncelleme
  • Şimdi bu başlıklardan kısaca bahsedelim…

Öğretim Öncesi Değerlendirme ve Güncelleme
Burada yapılmak istenen öğretim öncesi bir analiz yapmaktır. Peki, nasıl olacaktır bu analiz? Bizim kullanmak istediğimiz medya ve materyaller olacaktır. Bu aşamada bunların kullanımı esnasında uygun verimi alabilmek için öğrenen karakteristikleri, öğrenme biçimleri gibi birçok etkeninde incelenmesi gereklidir. Sadece bu şekilde bakmayıp materyalinde uygunluğu gözden geçirilmelidir. Bunu yapabilmek içinde gerekirse anket ya da görüşme gibi bilgi toplamak için kullanılan uygulamalardan yaralanabiliriz.

Öğretim Sırasında Değerlendirme ve Güncelleme
Öğretim esnasında değerlendirme, arzulanan bir kabiliyetin öğrenci tarafından pratiğinin yapılması şeklinde olabileceği gibi, kısa bir quiz veya kendini değerlendirme şeklinde de olabilir Öğretim esnasında değerlendirmenin genel, tespite yönelik bir amacı vardır. Yani öğretim sürecindeki hedeflere ulaşmayı engelleyebilecek öğrenme /öğretme problemlerini ve zorluklarını belirleyip düzeltmeye yöneliktir.

Öğretim Sonrası Değerlendirme ve Güncelleme
Burada amaç en son olarak yani tüm basamakların sonunda genel bir değerlendirme yapmaktır. Tüm öğretim programını genel bir değerlendirmeye alarak verimlilik, performans, kalite gibi ölçütlerden geçirmek yoluyla eksiklerini tespit edebilmek ve bunları gerekli şekilde güncelleyebilmek amaçlanmıştır.

Addıe Modeli


1990’lı yıllardan sonra öğretim tasarımı çekirdek modele göre; tüm modellerdeki ayrıntılı işlemleri özetleyici nitelikte olan temel beş aşamada ifade edilmiştir. Bu aşamalar; analiz, tasarım, geliştirme, uygulama ve değerlendirme aşamalarıdır. Bizim ele alacağımız model olan ADDIE modeli ise; bu temel beş aşamayı içeriğinde barındırdığı ve öğretimin genel tanımlarından yola çıktığı için çekirdeksel öğretim tasarımı modellerlinden biridir. ADDIE modelinin aşamaları;
♦  Analiz ( Analysis )
♦  Tasarım ( Design )
♦  Geliştirme ( Development )
♦  Uygulama ( Implementation )
♦  Değerlendirme ( Evaluation )
ADDIE modeli ismini aşamalarının İngilizce isimlerinin baş harflerinden almıştır. ADDIE modelinde temel alınan üç soru vardır:
♦  Nereye gitmek istiyoruz?
♦  Oraya nasıl gideriz?
♦  Oraya geldiğimizi nasıl anlarız?
İşte bu soruların cevabına modelin beş aşamasını da sistematik bir şekilde uygulayarak ulaşabiliriz. Bu aşamaları kısaca özetleyelim:
Analiz (Analysis) aşamasında sorunlardan hareketle eğitim gereksinimleri belirlenmekte, öğrenci niteliklerinin/özelliklerinin çözümlemesi yapılmakta, kurumsal politikalar/ koşullar açıklığa kavuşturulmakta ve önceliklerden hareketle eğitim hedefleri saptanmaktadır.
Tasarım (Design) aşamasında öğretim amaçları yazılmakta, içeriğin seçimi ve düzenlemesi yapılmakta, öğretme-öğrenme süreçlerinde kullanılacak stratejiler geliştirilmekte ve ulaşılan çıktıları ölçmeye dönük araçlar oluşturulmaktadır.
Geliştirme (Development) aşamasında daha çok öğretme-öğrenme süreçlerinde yararlanılacak olan materyaller üretilmektedir. Bunlar arasında özellikle eğitimci kılavuzları, katılımcı materyalleri, destekleyici ortamlar, kullanım gereçleri başta gelmektedir.
Uygulama (Implementation) aşamasında tasarımı yapılan öğretme sisteminin uygulamasını etkileyecek değişkenler üzerinde çalışılmakta ve gerekli hazırlıklar yapılmaktadır. Özellikle tesislerin ayarlanması, ortamların düzenlenmesi, bütçeleme yapılması ve eğiticilerin eğitimi gibi konular üzerinde durulmaktadır.
Değerlendirme (Evaluation) aşamasında ise taslağı geliştirilen öğretim sisteminin ön denemesi, düzeltmeler, son değerlendirilmesi ve geleceğe ilişkin kestirimler yapılmaktadır. Böylece, tasarımı yapılan sistemin tüm öğeleri işlerlik açısından test edilmiş olmaktadır.
ADDIE modelinde her bir aşamasının sonuçları, diğer aşama için birer girdi olmaktadır. Her aşamanın sonunda yer alan değerlendirme süreci ile bir sonraki aşamaya geçiş için onay veya red kararının oluşması sağlanmaktadır. Aşağıdaki şekille
bu döngüyü daha iyi kavrayabiliriz.

6 Nisan 2011 Çarşamba

ÖĞRETME-ÖĞRENME YAKLAŞIMLARI (MODELLERİ-KURAMLARI)

Tam Öğrenme

Bloom tarafından geliştirilen bu yaklaşım “olumlu öğrenme ortamları oluşturulmuşsa dünyada herhangi bir kişinin öğrenebileceği her şeyi zekâ düzeyi ne olursa olsun hemen hemen herkes öğrenebilir.” görüşüne dayanır. Öğrencilerin başarısı, hazırbulunuşluk düzeylerine uygun öğretim hizmetinin verilmesine ve onlara ihtiyaç duydukları kadar zaman tanınmasına bağlıdır.

Tam Öğrenme Modeli’inin temel ilkeleri şunlardır:

-Olumlu öğrenme koşulları sağlanmalı

-Yeterli zaman ayrılmalı

-İpucu, pekiştirme, dönüt, düzeltme verilmeli

-Öğrenci katılımı sağlanmalı

-Bir ünite tam olarak öğrenilmeden diğerine geçilmemeli

-Tam öğrenme ölçütü belirlenmeli

Öğrenci Nitelikleri

Bilişsel giriş davranışları: Bir öğrenme ünitesinin öğrenilebilmesi için gerekli ön öğrenmeler; bilgi, beceri ve yeterliklerdir. Giriş davranışları öğrencilerin başarısına etki eden değişkenlerin %50’sini açıklamaktadır.

Duyuşsal giriş davranışları: Öğrencinin belli bir derse, okula, öğrenmeye yönelik tutumu; herhangi bir şeyi öğrenip öğrenemeyeceğine ilişkin özgüveni (akademik özgüven) ve güdülenmişlik düzeyi öğrenmeleri olumlu ya da olumsuz olarak etkiler. Duyuşsal giriş özellikleri öğrenme ürünlerindeki değişikliğin %25’ini açıklar.

Öğretim Hizmetinin Niteliği

Öğretim hizmeti; öğrencilere neyin nasıl öğretileceğine ilişkin verilen mesajları, öğrencinin öğrenme sürecine katılımını, öğrenciye pekiştirme amacıyla verilen uyarıcıların öğrencilerin öğrenme eksiklerini belirleme ve düzeltme etkinliklerinin olumlu öğrenme koşullarını sağlamak için kullanımını kapsar. Öğrenme düzeyini belirlemede %25 etkilidir.

Öğretim hizmetinin niteliğini etkileyen değişkenler dört tanedir:

İpucu (İşaret): Öğrenme sürecinde, öğrenciye yol gösteren yönergelerin tümüdür. Öğrencilerin harekete geçirilmesine ve istenilen davranışın ortaya çıkmasına yardımcı olan uyaranlardır. Kullanılan ipuçları hedeflerle ilgili, anlamlı, bilişsel ve duyuşsal giriş davranışlarına uygun olmalıdır.

Pekiştirme: Bir davranışın gösterilmesi eğiliminin güçlendirilmesi eğilimidir. Pekiştireç verilirken şunlara dikkat edilmelidir:

-Pekiştireç istenen davranışı takip etmelidir.

-Öğrenciye pekiştirecin nedeni söylenmelidir.

-Pekiştirecin değerinin bireyden bireye değiştiği bilinmelidir.

-Öğrenci, pekiştireci hangi davranıştan dolayı aldığını bilmelidir.

-Aynı pekiştireç sık sık kullanılmamalıdır.

-Pekiştireçler, öğrencilerin ihtiyaç ve beklentilerine uygun olmalıdır.

Katılım: Öğrencinin kendisi için hazırlanan öğrenme ortamlarıyla hedefler doğrultusunda etkileşmesi ve öğrenme çabası içine girmesidir; çünkü hiç kimse başkasının yerine öğrenemez. Her birey kendi öğrenmesinden sorumlu olarak öğrenme sürecine katılmalıdır. Katılım olmadan öğrenme gerçekleşmez.

Dönüt ve düzeltme: Dönüt; öğrenciye gösterdiği davranışın doğru olup olmadığını, varsa eksik veya yanlış yönlerini bildirmektir. Dönüt vermenin en büyük yararı, öğrenciye yaptığı yanlışlar hakkında bilgi vererek hatalatını zamanında düzeltmesini sağlamaktır. Düzeltme ise yanlışların düzeltilmesi ve eksiklerin giderilmesi işlemidir.

Öğrenme Ürünleri

Tam Öğrenmede İzleme Testi ve Tamamlayıcı Eğitim

Bir birim tam öğrenilmeden diğerine geçilmez, ilkesi gereği, her birimdeki öğrenmeleri belirlemek, eksik veya yanlış öğrenme varsa bunları belirleyip tamamlamak amacıyla izleme testleri kullanılır.

Tam öğrenmede kullanılan tamamlayıcı eğitim etkinlikleri şunlardır:

-Bire bir eğitim

-Küçük gruplarla eğitim

-Okulda ya da evde ek öğretim

-Programlı öğretim

-Tekrar

-Kaynak ya da yardımcı kitaplarla öğretim

-Eğitsel oyunlarla öğretim

Tam Öğrenme Modelinin Uygulanmasında İzlenecek Adımlar

1-Hedef ve davranışlarla bu hedef ve davranışların kazandırılacağı öğrenem üniteleri belirlenmelidir.

2-Her ünitenin öğrenilmesi için gerekli ön koşul davranışlar belirlenmelidir.

3-Belirlenen ön koşul davranışlara öğrencilerin sahip olma dereceleri belirlenmeli, yani giriş davranışları saptanmalıdır.

4-Eksik ön koşul davranışlar için tamamlama eğitimi yapılmalıdır.

5-Giriş davranışları kazandırıldıktan sonra ünitedeki yeni davranışların öğrenilebilmesi için öğretim süreci düzenlenmelidir.

6-Ünitede hedeflenen davranışlara yönelik izleme testi uygulanmalıdır.

7-İzleme testi sonucunda hedeflere ulaşmış öğrenciler için zenginleştirilmiş etkinlikler, öğrenme eksiği ya da yanlışı olanlar için düzeltme-tamamlama etkinlikleri yapılmalıdır.

8-Tamamlama işleminden sonra paralel bir izleme testiyle davranışlar yeniden yoklanmalıdır.

9-Öğrenciler tam öğrenme ölçütüne ulaştıktan sonra diğer üniteye geçilmelidir.

Sınırlıkları

Özellikle bireysel farkların çok olduğu gruplarda öğrenme için uzun zaman gerekir. Yavaş öğrenen öğrenciler, hızlı öğrenen öğrencileri engelleyebilir.

Okulda Öğrenme Modeli

İhtiyaç duyulan zaman ve öğrenme olanakları sağlandığında, tüm öğrencilerin belirlenen öğrenme hedeflerine ulaşabileceği görüşüne dayanır. Carroll’un geliştirdiği bu model, “Hızlı öğrenen ve yavaş öğrenen öğrenciler vardır.” görüşüne dayanır. Carroll, modelin öğelerini zaman kavramıyla açıklamıştır.

Yetenek: Bir öğrenme birimini öğrenmek için gerekli zamandır. Bazı öğrenciler sahip oldukları yetenek sayesinde daha kısa sürede öğrenirler. Bazıları ise daha uzun süreye ihtiyaç duyar.

Öğretimden Yararlanma Yeteneği: Bu yetenek, öğrencinin yeni bilgiyi öğrenmesi için daha önceden bilmesi gereken öğrenmelere (ön koşul) sahip olma düzeyini kapsar. Ön koşul öğrenmeye sahip öğrenciler kısa sürede öğrenirken, ön koşul öğrenmelere sahip olmayanlar daha uzun sürede öğrenirler. (Tam öğrenmedeki karşılığı, bilişsel giriş davranışlarıdır.)

Sebat (Sabır): Öğrencinin öğrenmeye, gönüllü olarak ayırdığı zamandır. (Tam öğrenmedeki karşılığı, duyuşsal giriş davranışlarıdır.)

Fırsat: Öğrenme için sunulan olanaklar ve verilen zaman miktarıdır. (Tam öğrenmedeki karşılığı, öğretim hizmetidir.)

Öğretimin Niteliği: Öğretim, yeteneğe bağlı sürenin dışında ek zaman gerektirmediği ölçüde nitelikli, gerektirdiği ölçüde niteliksizdir.

Öğretim Durumları Modeli

Gagne tarafından ileri sürülen modele göre öğrenme, gözlenebilen davranışlardan dolaylı olarak anlaşılır ve öğrenme beyinde gerçekleşir. Öğrenmeyi hem dış etkenler hem de iç etkenler etkiler. Bu model, davranışçı ve bilişselci yaklaşımları temel alır.

Sözel Bilgi: Bilgiyi ifade etmeye ve açıklamaya dönük olan bu öğrenme ürünü, Bloom taksonomisinde bilgi düzeyine denk gelir. Sözel bilgiyi performans olarak göstermenin yolları söyleme ve yazmadır. Ayrıca sözel bilgi, düşünme için bir araç olması bakımından da oldukça önemlidir.

Zihinsel Beceri: Zihinsel beceriler “nasıl”ı bilme ile ilgilidir. Zihinsel beceriler kolaydan zora doğru şu şekildedir:
1. İşaret öğrenme: Uyarana tepki, klasik şartlı refleks gibi
2. Uyarıcı-davranım ilişkisini öğrenme: Operant şartlanma
3. Basit zincirleme öğrenme: Kapının kilidini açma, arabayı çalıştırma
4. Sözel bağ kurma: Konuşma, şiir ezberleme
5. Ayırd etmeyi öğrenme: Farklı uyarıcılara farklı davranma, trafik ışıkları gibi
6. Kavram öğrenme: Olayları ve nesneleri sınıflama, adlandırma
7. İlke öğrenme: Nesneler ve olaylar arasındaki ilişkileri, yasaları öğrenme; ısıtılan su kaynar.
8. Problem çözme: Bilimsel yasa ve formülleri kullanarak problem çözme

Bilişsel Stratejiler: Bu öğrenme ürünleri öğrencinin öğrenmesine, hatırlamasına ve düşünmesine rehberlik eder. Öğrencinin kendini izlemesi ve kendine rehberlik etmesi bilişsel stratejiler kapsamındadır.

Tutumlar: Tutum, bireyin herhangi bir bireye, olaya, duruma ya da nesneye yönelik olarak oluturduğu içsel bir durumdur.

Devimsel Beceriler: Otomobil kullanmak, yüzmek, müzik aleti çalmak gibi etkinliklerde devimsel beceri ağırlıktadır. Devimsel becerilerin; kurallarına uygun olarak, istenilen nitelikte ve sürede yapılması, becerilerin sık aralıklarla tekrarlanması gerekir. Devimsel beceriler; sadece kasları koordineli olarak kullanmayı değil, beceri ile sözel bilgiyi, strateji ve beceriyi yapmaktan hoşlanmayı gerektirir.

Gagne’ye göre öğretim süreci şu basamaklardan oluşur:

Dikkati çekme, Öğrenciyi hedeften haberdar etme, Ön bilgileri kullanma, Uyarıcı materyalleri sunma, Öğrenciye rehberlik etme, Davranışı ortaya çıkarma, Dönüt-düzeltme ve Değerlendirme.

Çoklu Zekâ

Zekânın pek çok tanımı vardır; ama genel olarak zekâ “Bir ürüne biçim verme ve sorun çözebilme yeteneğidir.” Howard Gardner tarafından geliştirilen çoklu zekâ kuramının temel dayanağı, her çocuğun bir veya birkaç alanda zekâ potansiyeline sahip olduğudur. Kuramın temel ilkeleri şunlardır:

-Her insan zekânın bütün boyutlarına sahip olarak dünyaya gelir.

-Her insan, sahip olduğu zekâ boyutları bakımından diğer insanlardan farklıdır.

-Zekânın boyutları arasında dinamik bir ilişki söz konusudur. Zekânın boyutları belli bir uyum içinde çalışır.

-Zekâ başkalarına öğretilebilir ve eğitimle geliştirilebilir.

-Zekânın ölçüsü sadece matematiksel ya da sözel boyut değildir. Müzikte, sporda, sanatta ve iletişimde kendini geliştirenler ve kendini iyi tanıyanlar da zekidir.

Çoklu zekâ kuramına göre zekânın sekiz boyutu vardır:

1. Sözel-dilsel zekâ

2. Bedensel-devinişsel zekâ

3. Sosyal zekâ

4. İçsel zekâ

5. Mantıksal-matematiksel zekâ

6. Uzamsal zekâ

7. Müzikal zekâ

8. Doğa zekâsı

1. Sözel-dilsel zekâ: Dilin temel işlemlerini kullanabilme yeteneğidir. Dilsel zekâ, iletişim aracı olarak dili en etkili kullanabilme kapasitesini ifade eder. Okuma, yazma, dinleme ve konuşma bu zekânın en belirgin özellikleridir.

2. Mantıksal-matemetiksel zekâ: Günümüzde zekâyı en iyi açıklayan bilişsel yeteneklerden biridir. Mantıklı düşünme, akıl yürütme, sayıları etkili kullanma, problemlere bilişsel çözümler üretme, kavramlar arasında ilişki kurma, sınıflama, genelleme, formülle ifade etme, hesaplama, hipotez kurma, bulmaca hazırlama ve çözme, benzetmeler yapma gibi becerileri kapsar.

3. Bedensel-devinişsel zekâ: Bireyin vücudunu ve hareketlerini kullanım biçimini ifade eder. Zekânın bu boyutu, vücut hareketlerini kontrol etmeyi ve yorumlamayı, vücut ile zihin arasındaki uyumu kapsar. Bedensel zekâsı yüksek bireylerde koordinasyon, denge, hız, el becerisi ve esneklik dikkat çeker.

4. Görsel-uzamsal zekâ: Uzamsal zekâ, üç boyutlu bir nesnenin şekil ve görüntüsünün zihinde canlandırılması ile ilgilidir. Şekil, renk, biçim ve dokunuşu zihin gözü ile görerek somutlaştırma işidir. Uzamsal zekâ, görsel düşünme ve şekil-uzay özelliklerini şekil ve grafiklerle ifade etme, çizme, boyama ve şekil verme gibi davranışları kapsar.

5. Sosyal (Bireylerarası) zekâ: Bu zekâ kapsamında insanlarla iletişim kurma, onları anlama ve davranışlarını yorumlama yetenekleri bulunmaktadır. Liderlik, empatik düşünme, iş birlikli çalışma gibi davranışları kapsar.

6. Müzikal-ritmik zekâ: Zekânın bu boyutu, duyguları anlatmada müziği bir araç olarak kullanan insanların sahip olduğu güçtür. Bu bireylerde ritim, melodi, perde duyarlılığı vardır. Müzik aleti çalma, beste yapma, söylenen şarkının benzerini bulma gibi yetenekleri kapsar.

7. İçsel (öze dönük, bireysel) zekâ: Zekânın bu boyutu bireyin kendini duyma ve anlamasıyla ilgili bilişsel yeteneğini ifade eder. Kim olduğunu, hangi duyguları neden hissettiğini, olumlu ve olumsuz yanlarını kendine itiraf edebilmeyi kapsar. Bu zekâsı yüksek bireyler; kendini tanıma, kendine güvenme, disiplinli olma, hedeflerini belirleme ve kişisel sorunlarını çözme becerisi gösterirler.

8. Doğa zekâsı: Gardner 1980’lerde yedi zekâ türü tanımlamış; ancak 1996’dan itibaren sekizinci zekâ türü olarak doğa zekâsını kuramına eklemiştir. Doğa zekâsı; bitkileri, hayvanları, dağları, denizleri, mevsimleri tanıma ve sınıflandırma yeteneğidir.

Çoklu Zekâya Dayalı Ders Tasarımı

Çoklu zekâya göre boşluk doldurma ve kısa cevaplı testler yeterli değildir. Bunun yerine, öğrencinin yüksek düzeyde düşünme becerilerini ortaya koyacağı, öğrendiğini genelleyebileceği, içerikle yaşantılarını ilişkilendirebileceği ve bilgilerini yeni durumlarda kullanabileceği ortamlar yaratılarak değerlendirme yapılmalıdır. Bu amaçla kullanılabilecek en uygun değerlendirme aracı “gelişim dosyası” yani “portfolyo”dur.

Yapılandırmacılık

Piaget’nin zihinsel gelişim ilkeleri üzerine temellendirilen yapılandırmacılık (yapısalcılık/oluşturmacılık), Vygotsky’nin öğrenmenin gerçekleştiği sosyal ortam ve dil gelişiminin öğrenmeye olan etkileri konulu araştırmalarından da oldukça etkilenmiştir.

Yapılandırmacı sınıf ortamı; bilgilerin aktarıldığı değil, öğrencinin etkin katılımının sağlandığı, sorgulama ve araştırmaların yapıldığı, sorunların çözüldüğü bir yerdir. Yapılandırmacı anlayış; bilginin bireyden bağımsız olmadığı ve bilginin birey tarafından zihinde oluşturulduğu görüşünü temel alır. Özünde, öğrenenin bilgiyi yapılandırması ve uygulaması vardır, bilginin tekrarı değil transferi ve yapılandırılması vardır.

Yapılandırmacılık, çevre ile insan beyni arasında güçlü bir bağ kurmaktır.

Etkileşim çok önemlidir. Öğrenenler, bilgiyi olduğu gibi kabul etmezler, bilgiyi yaratır ve keşfederler.

Her yeni bilgi, daha önce öğrenilenlerin üzerine inşa edilir.

Bilginin, öğrenen tarafından kabul edilmesi değil, bilgiden anlam çıkarılması önemlidir. Bireyin gelişim ve öğrenme özellikleri, bireysel farkları, zihinsel yapısı ve ön koşul öğrenmeleri bilginin yapılandırılmasında etkilidir.

Her yeni öğrenme, bireyin zihin yapısında değişmelere neden olan içsel bir deneyimdir. Bieyin sahip olduğu şema, onun bu bilgiyi anlamlandırmasında ve gruplamasında bir askılık işlevi görür.

Bireylerin daha çok birincil kaynaklardan öğrenmeleri desteklenir. Burada bire bir gözlem ve doğrudan deneyimler yaşayarak öğrenme önem kazanmaktadır. Birincil kaynaklardan bilgi edinmek için, üst düzeyde katılım ve zihinsel çaba gerekir. İkincil bilgi kaynakları ise başkaları tarafından oluşturulmuş bilgilerdir. (Ders kitabı gibi.)

Öğretmen; yol gösterici ve rehberdir. Öğretmen; problemi çözmek yerine, öğrenenin çözmesi için demokratik bir öğrenme ortamı hazırlar. Yapılandırmacı öğretmen, öğrencisine nereye gideceğini söylemez; fakat yolunu bulmasına yardımcı olur.

Yapılandırmacılık’ta asıl soru “Bireye ne öğretmeli?” değil “Birey nasıl öğrenir?” sorusudur.

Hedefler öğretmen ve öğrencilerin ortak kararı ile belirlenir.

Öğrenciler hakkında karar verilirken; sürecin sonunda hatırlamayı ölçen testler yerine, öğrencinin süreç boyunca yapıp ettikleri ve gelişimi önem taşır.

Beyin Temelli Öğrenme

İnsan beyninin işlev ve yapısına dayanan, nörobilim vebilişsel psikoloji ile bağlantılı bir öğrenme yaklaşımıdır. Geleneksel öğretim yaklaşımları beynin doğal öğrenme sürecini göz ardı ettiği için öğrenciyi bilgiyi ezberlemeye yöneltmektedir. Caine ve Caine tarafından ileri sürülen beyin temelli öğrenme yaklaşımına göre bireyler anlamlı öğrenirler ve kendi bilgilerini yapılandırırlar. Her beyin tektir. Birey öğrenme sürecine duyu organlarını kullanarak aktif katılmalıdır. Bu yaklaşım, öğretime gelişimsel ve sosyo-kültürel açıdan bakan, insan beyninin yapısı ve işlevleri üzerine temellendirilmiş bütüncül bir yaklaşımdır.

Bu yaklaşımın temel ilkeleri şunlardır:

-Her beynin bilgiyi algılama, örgütleme ve anlamlandırma süreçleri farklıdır. Öğrenme ortamları bu farklılıklara cevap verecek şekilde zengin etkinliklere sahip olmalıdır.

-Beyin aynı anda birçok etkinliği gerçekleştirebilir. Bir yandan bilgiyi alırken diğre yandan kodlayabilir.

-Anlamı araştırma doğuştandır. Bu nedenle öğrenme ortamları anlamlı olmalıdır.

-Öğrenme fizyoloji ile ilgilidir. Fizyolojiyi etkileyen her şey öğrenmeyi de etkiler.

-Öğrenme; teşvikle artar, korkuyla azalır.

-Örüntü oluşturmada duygular önemlidir.

-Anlamı araştırma, örüntüler yoluyladır.

-Beyin, parça ve bütünleri eş zamanlı olarak işler. Beynin bütün bölümleri etkileşim halindedir.

-Beyin hem dikkat ettiği bilgiyi hem de onun dışındaki çevreyi algılar.

Probleme Dayalı Öğrenme

John Dewey tarafından ortaya atılan bu yaklaşıma göre; gerçek hayat için, karşılaşılan sorunları tanıma, bunların öneminin farkında olma, bu sorunların nedenlerini anlama, sorunları çözme ve olası sorunları olmadan önce engellemedavranışlarının gerekli olduğu düşüncesinden hareket eder. Probleme dayalı öğrenme, bir problemden yola çıkılmasını ve öğrenenin öğrenme sürecine aktif katılımıyla hedeflerin gerçekleştirilmesini öngörmüştür.

Probleme dayalı öğrenmenin adımları şöyledir:

-Problemin farkına varılması

-Problemin tanımlanması

-Olası çözümlerin (hipotezlerin) oluşturulması

-Veri toplama

-Verilerin analiz edilmesi ve değerlendirilmesi

-Sonuç ve genellemelere varma, raporlaştırma

Süreçte gerçek hayattan alınan problemler üzeine odaklanılmaktadır. Öğrenciden problemle yaşam arasında bağlantı kurması beklenir.

Kullanılan problemin sahip olması gereken özellikler şunlardır:

-Gerçek yaşamla ilgili olmalı ve çok yönlü düşünmeyi gerektirmelidir.

-Hedefe ulaştırıcı ve öğrencinin zihin yapısına uygun olmalıdır.

-Problemler yapılandırılmamış olmalıdır. (Problem senaryo olarak verilir, tanımlanması ve açıklanması öğrenciye bırakılır.)

-Problem öğrencinin ilgisini çekmeli ve güdülenmesini artırmalıdır.

Çok sayıda çözüm üretilecek nitelikte olmalıdır.

Probleme dayalı öğrenmenin ilkeleri şunlardır:

-Öğretmen, sahip olması gereken niteliklere göre problem senaryosunu sunar ve öğrencinin aktivitesini yönlendirir.

-Öğrenciler, öğrenme sürecinde problem durumunu merkeze alırlar.

-Problem durumu, birçok beceri ve fikri bütünleştirerek kullanmayı gerektirir.

-İş birlikli çalışma sürecin etkili ve kolay olmasını sağlar.

-Öğrenci, kendi öğrenmesinden sorumludur.

-Öğrenciler, aktif problem çözücüdür. Öğretmen “bilişsel rehber” rolündedir.

-Öğrenme süreci, disiplinler arası bir yaklaşım ile planlanır ve uygulanır.

-“Nasıl öğrenileceğini öğrenme”yi teşvik eder.

-Derinlemesine öğrenmeyi geliştirir.

-Öğrencilerin teori ile pratiği birleştirmesine imkan sağlar.

-Bilimsel düşünme becerisi kazandırır.

-Karar verme ve eleştirel düşünme gibi bilişsel alanın üst düzey becerilerini geliştirir.

-Hayat boyu öğrenmeyi teşvik eder.

-Bilgiyi elde etme, yorumlayabilme ve kullanabilme becerilerini geliştirir.

-Değerlendirme; öğrenme sürecinin içindedir, performansa dayalıdır. Süreç ve ürün birlikte değerlendirilir.

Probleme dayalı öğrenme sürecinin, önemli avantajlarının yanında bazı sınırlıkları da vardır, bunlar:

-Bilgi düzeyi hedeflerin gerçekleştirilmesine uygun olmaması

-Her derse ve konuya ilişkin problem üretmede sorunlar yaşanması

-Öğrenciler arasındaki bireysel farkların süreci olumsuz etkilemesi

-Kalabalık sınıflarda öğretimin niteliğinin düşmesidir.

İşbirlikli Öğrenme

Öğrencilerin küçük gruplar halinde çalışmasına dayalı etkileşimin üst düzeyde olduğu bir öğretme-öğrenme metodudur. John Dewey ve Vygotsky önemli savunucularıdır.

Grupların heterojen olarak oluşturulması ve bireysel sorumluluk anlayışının hayata geçirilmesi çok önemlidir. Her birey bağımsız olarak işin bir kısmını yapar; ancak bunun yanında öğrenciler birbirlerine yardımcı olur ve ortaya ortak bir ürün çıkarırlar.

İşbirlikli öğrenmenin özellikleri ve ilkeleri şöyledir:

-Ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere öğrencilerin bir araya gelmesiyle gruplar oluşturulur.

-Öğrenciler öğrenme sürecinde birlikte çalışırlar, yüz yüze etkileşim ve birbirinden öğrenme vardır.

-Etkileşim sonucunda bireylerin öğrenme düzeyleri arasındaki farkın azalması amacıyla, öğrenme grupları heterojen olarak oluşturulmalıdır.

-Bireysel sorumluluk esastır.

-Ödül bireyin değil, grubundur.

-İş birliği sonraki yaşam için de önemlidir. Rekabet ve yarışma duyguları yerini demokratik yaşama alışkanlığına bırakır.

-Bu süreç için en uygun oturma düzeni kümedir.

-Öğrencilerin ilgi, dikkat ve güdülenme düzeylerini ve derse katılımı artırır, disiplin sorunlarını azaltır.

-Bilişsel öğrenmelerin yanında; sosyalleşme, dayanışma, görev paylaşımı, olumlu bağlılık, takım ruhu, ait olma, grup bilinci, sorumluluk alma gibi duyuşsal alan öğrenmeleri de gerçekleşir.

Öğretmenin rolü; grupları heterojen olarak oluşturma, gruplar arasındaki ilişkileri düzenleme, öğrencileri yönlendirme, grup içi etkileşime rehberlik etmedir.

İşbirlikli öğrenme sürecinin etkinliğini artırmak ve olası sakıncalarını azaltmak amacıyla şu tekniklerden yararlanılabilir:

Öğrenci Timleri ve Başarı Grupları Tekniği: Slavin tarafından geliştirilmiştir. Öğretmen 4-5 öğrenciden oluşan, heterojen gruplar oluşturur. Her grup bir takım adı seçer. Öğrenciler bireysel olarak puanlanır; ama her öğrenci aldığı puanla takım puanına katkı sağlar.

Takım Oyunu ve Turnuva Tekniği: Slavin ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir. Heterojen öğrenci grupları etkileşimli olarak bir konuyu öğrendikten sonra, diğer gruplardaki aynı düzeyde bulunan öğrencilerle yarışırlar. Her turnuvada kazanan öğrenciler takımlarına puan kazandırır. Kazanan öğrenciler bir sonraki turda bir üst düzeyde yarışır. Böylece kendi kendilerine ilerlemelerine olanak sağlanmış olur.

Ayrılıp Birleştirme Tekniği: Aranson tarafından geliştirilmiştir. Öğrenciler 5-6 kişilik heterojen gruplar halinde aynı üniteyi paylaşarak öğrenirler. Sonra farklı gruplarda aynı konuyu öğrenenler uzmanlık grupları oluşturur. Uzmanlık gruplarında konuyu derinlemesine öğrenen öğrenciler, kendi gruplarına dönerek öğrendiklerini öğretmeye çalışır.

Tartışma Grubu Tekniği: Çok değişik yaş gruplarında ve konu alanlarında kullanılabilir. Heterojen olarak gruplara ayrılmış öğrenciler, öğretmen tarafından çerçevesi çizilen konuyla ilgili olarak birbirlerine sorular sorarlar ve cevaplar verirler. Öğretmen nasıl sorular sorulması gerektiğine dair bilgiler verir. Bu süreç geleneksel tartışmalardan daha etkilidir.

Bilişsel ve duyuşsal öğrenmeler için çok etkili olan işbirlikli öğrenme, bazı sınırlılıklara sahiptir, bunlar:

-Yanlış algılanıp geleneksel grup çalışmayla karıştırılması

-Yarışmacı özelliğe sahip öğrencilerin varlığı

-Gruptaki başarılı öğrencilerin öğretmen olarak kullanımıdır.

Proje Temelli Öğrenme

Öğrenciyi sürecin merkezine alan, gerçek yaşam konularına ve uygulamalarına yer veren bir öğrenme yaklaşımıdır. Öğrencilerin bağımsız çalışma, bağımsız düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirdiği için uyulama, analiz ve sentez düzeyindeki hedeflerin gerçekleşmesinde daha çok kullanılır. Johne Dewey, Kilpatrick ve Bruner’in öğrenme konusundaki görüşlerinin bir sentezidir.

Öğrenci hedeflerini belirler, süreci planlar ve sürecin sonunda özgün bir ürün ortaya koyar. (bireysel ya da grup olarak)

Bu yaklaşımın amacı, öğrenciye kendi öğrenme stratejisini keşfetmesinde yardımcı olmaktır. Çünkü bu beceriye sahip kişi, kendi öğrenmesini gerçekleştirebilir.

Proje tabanlı öğrenme, öğrenciler birer küçük uzman kabul eder.

Bu yaklaşım; öğrenci merkezli öğrenme, işbirlikli öğrenme, problem çözme ve etkin öğrenme gibi yaklaşımlarla birçok ortak özelliğe sahiptir.

Proje tabanlı öğrenmede öğretmen, kılavuz rolündedir.

Projeler günlük hayata ve ihtiyaçlara uygun olmalı, birden fazla ders ya da konu alanını bütünleştirmeli ve öğrencileri farklı alanlarda araştırma yapmaya yönlendirmelidir.

Proje için yapılan çalışmalar dönemlik ya da yıllık çalışmaları gerektirir.

Öğrenci, ilgilendiği konuda keşfettiği bilgileri düzenleyerek sınıfta sunar.

Ürünle birlikte süreç de değerlendirilir. Değerlendirmeyi sadece öğretmen yapmaz, öğrenci de kendini değerlendirir.

Proje tabanlı öğrenmenin olumlu özellikleri yanında bazır sınırlılıkları da vardır:

-Uzun zaman ister.

-Projenin sınırları iyi çizilmezse, konuda dağılma ve sapma olabilir. Bu da hedeflere ulaşmayı engeller, öğretimin niteliğini düşürür.

-Bilişsel alanın bilgi düzeyindeki hedeflere ulaşmada kullanılamaz. Daha üst düzey hedeflere ulaşmada kullanılır.

-Her derste ve konuda etkili değildir.

Etkin (Aktif) Öğrenme

Bireyin, öğrenmesinden kendisinin sorumlu olduğu; bireye karar alma ve uygulama fırsatının verildiği; bireyin sürecin merkezinde aktif olarak yer aldığı bir öğrenme sürecidir.

Bireylere okuma, yazma, tartışma, geçmiş yaşantılarla bağlantı kurma, edindiği bilgileri gündelik hayatında kullanma, problem çözme işlemlerini kendi kendilerine uygulama fırsatı verilmelidir.

Etkin öğrenmenin her geçen gün daha çok ilgi görmesinin nedeni “öğrenmeyi öğrenme”yi öğretmesidir.

Geleneksel anlayıştan farklı olarak, sadece iyi öğrencilerin aktif olması değil tüm öğrencilerin aktif olması temeline dayanır.

Ezberciliğin yerini merak, deneyerek öğrenme, araştırma ve uygulama almıştır.

Etkin öğrenmenin kullanıldığı bir sınıfta güven; enerji; özdenetim; gruba ait olma, duyarlı olma ve karar olmak üzere beş nitelik göze çarpar.

Bilgilerin aktarılması az, becerilerin geliştirilmesi daha çok önemlidir.

Öğrenme ortamı sınıfla sınırlı değildir. İşbirlikli öğrenme, etkin öğrenmenin en önemli özelliklerinden biridir.

Öğretmenin rolü, grubun öğrenmesine rehberlik etmektir.

Etkin öğrenmede sarmal programlama yaklaşımı kullanılır.

Etkin öğrenme sürecinde geleneksel ölçme araçları yerini, tümel değerlendirmeye bırakmıştır.

Kavram Haritası

Novak tarafından geliştirilmiştir. Öğrenilecek kavramların ve kavramlar arası ilişkilerin görselleştirildiği bir şemadır. Kavram haritası, tek bir kavramın diğer kavramlarla ilişkilerini gösteren gösteren somut grafiktir.

Kavram haritalarının; bilgiyi görselleştirme, ilişkilendirme, somutlaştırma, sınıflama gibi işlevleri vardır. Ama en önemli işlevi bilgiyi “anlamlı hale” getirmektir.

Kavram haritaları öğretilecek yeni ünitenin kapsamının tanıtımında, öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeylerini belirlemede, kavramsal yanılgıları ortaya çıkarmada ve öğrencilerin bilgiyi nasıl yapılandırdırklarını ortaya çıkarmada kullanılabilir.

En yaygın olarak kullanılan kavram haritaları şunlardır:

Örümcek harita: Temel bir kavramı tanımlamak için kullanılmaktadır. “Merkezdeki temel kavram nedir, bunula ilgili temel kavramlar nelerdir?” gibi sorulara cevap arar.

Balık kılçığı haritası: Karmaşık bir olayın nedenlerini ve sonuçlarını ortaya çıkarmak için kullanılır. Kılçığın üst tarafında olaylar, alt tarafında da olayların nedenleri yer alır.

Sınıflama haritası: Öğrenilen bilgilerigenelden özele doğru sınıflamayı amaçlar.

Olaylar zinciri haritası: Herhangi bir kavramın aşamalarını, bir işlemin basamaklarını, olayların sırasını ve sonuçlarını açıklamak için kullanılır.

Düşünme Biçimleri

Öğretim süreçlerinin görevi, bireylere birtakım hazır bilgileri aktarmalkla sınırlı değildir. Bunun yanında düşünen, yaratıcı ve sorgulayıcı bireyler yetiştirmeyi de hedefler. Öğretim süreci boyunca bireyler var olan düşünme becerilerini geliştirdikleri gibi, birçok yeni düşünme becerisi de kazanırlar. Bu düşünme biçimler aşağıda tanıtılmıştır:

Yaratıcı düşünme: Yaratıcı düşünme zihinsel etkinlikleri; yaratıcılık ise hem zihinsel hem de performansa dönük etkinlikleri ifade etmektedir.

Yaratıcılık yeni ve özgün ürünler ortaya koyma, yeni çözüm yolları bulma ve bir senteze ulaşma olarak tanımlanabilir.

Yaratıcı düşünmeyi sınıf ortamında gerçekleştirebilmek için özgür bir ortam oluşturmak çok önemlidir. Bu amaçla proje temelli öğrenme, yapılandırmacılık ve probleme dayalı öğrenme süreçleri; buluş ve araştırma yoluyla öğretme stratejisi ile drama,benzetim, beyin fırtınası ve problem çözme gibi yöntem ve tekniklere başvurulmalıdır.

Eleştirel düşünme: Özel bir düşünme alanına veya biçimine ilişkin kusursuz düşünceyi ortaya çıkaran disiplinli ve özdenetimli düşünme biçimidir. Eleştirel düşünme, temelde bilgiyi etkili bir biçimde elde etme, değerlendirme ve kullanma yeteneği ve eğilimine dayanır.

Öğrencilerin eleştirel düşünmeyi öğrenmesi, öğretmenlerin bu düşünme becerisine sahip olmasına bağlıdır.

Eleştirel düşünce her yaştan insana öğretilebilir.

Eleştirel düşünmenin geliştirilebilmesi için demokratik bir sınıf ortamı gereklidir. Bu amaçla proje temelli öğrenme, yapılandırmacılık, probleme dayalı öğrenme süreçleri ile buluş ve araştırma yoluyla öğretme stratejisi, tartışma ve problem çözme gibi yöntem ve tekniklere yer verilmelidir.

Yansıtıcı düşünme: Öğrenen bireyin bilişsel süreçleri ve öğrenme yeterlik ya da yetersizliklerinin farkına varması için de düşünmesi gerekir.

Yansıtıcı düşünmede olgular ve olaylara ilişkin duygu ve inançlar üzerinde durulur. Yansıtıcı düşünme, duyguları olumlu duruma getirme ve geliştirmeyi amaçlar.

Yansıtıcı düşünme becerisi daha çok öğretmenin sahip olması ve sergilemesi gereken bir özelliktir. Öğrencilerin bu beceriyi kazanması da bu becerinin öğretmende olmasına bağlıdır.

Yansıtıcı düşünme becerisi kazandırılacak öğrenme ortamlarının oluşturulması için proje temelli öğrenme, yapılandırmacılık, probleme dayalı öğrenme, işbirlikli öğrenme süreçleri; buluş ve araştırma yoluyla öğretme stratejisi ile drama, rol oynama ve altı şapkalı düşünme gibi yöntem ve tekniklere yer verilmelidir.

ÖĞRENEN OLARAK ÇOCUKLAR

Bir öğretmen olarak öğretme eylemi çoğumuzda bildik duygulara neden olur. Öğrencilerimizin bir insan ve bir öğrenci olarak sahip oldukları belki de tek ortak özellik benzersiz olmalarıdır.

Çocuklar farklı boy, şekil, renk, cinsiyet ve kişiliklere sahip olarak karşımıza çıkarlar.

Hepsinin farklı tercihleri, ilgi alanları, öğrenme türleri, yetenek düzeyleri, gelişim evreleri, özgeçmişleri, güçlü ve zayıf yanları vardır.

Kabul etmeliyiz ki.." Tüm öğrenciler doğal bir öğrenme kapasitesine sahiptirler."

Hepsinin sınıf içinde kendini güvende hissetmeye ve başarıyı tatmaya gereksinimleri vardır.

Yine hepsinin kendini, değerli hissetmeye, sevilmeye ve kabul edilmeye gereksinimleri vardır.

O halde biz öğretmenler;

Öğrencilerin hepsinin benzersiz olduğunu ve okula öğrenme kapasitesine sahip olarak geldiklerine inanmalı ve hepsinin öğrenebileceği yaklaşımından yola çıkmalıyız.

Planlarımızı;

Öğrencilerimizin gereksinimleri ve düzeylerine göre yapmalıyız.
YAŞ VE GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

Çocuklar için en uygun eğitimi planlamak ve sunmak için;

Öncelikle onların gelişim evrelerinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Her öğrencinin kişiliği ve gelişimi özgün olmakla birlikte, aynı yaşlarda gösterdikleri benzer özellikler vardır.

Colombia Üniversitesinde Çocuk ve ergen psikoloğu Clarice Kestenbaum 5-10 yaş arasındaki dönemi iki evreye ayırmaktadır.

Bunlar 5-7 yaş ve 7-10 yaş evreleridir.
BEŞ-YEDİ YAŞ EVRESİNDE ÇOCUKLARIN GÖSTERMİŞ OLDUKLARI ORTAK ÖZELLİKLER

Dikkatleri kendilerine yöneliktir ve bu duygularını öğretmenlerine ve arkadaşlarına yayabilirler.
Grup içinde çalışma ve oynamaya hazırdırlar, paylaşmayı bilirler, oturup öğretmeni dinleyebilirler.
Konsantre olabilirler, ne zaman ve nasıl sessiz olunması gerektiğini bilirler.
Kendileri ile barışıktırlar.
Hayali oyunlar oynayabilirler, mizah yüklü bir düşünce yapısına sahiptirler .
Yanlış ve doğru duygusu gelişmeye başlamıştır.
Başkaları hakkında keskin yargılar geliştirebilirler .
Cinsel kimliklerinin farkındadırlar.
Ben merkezcidirler ve sıkça kendilerini başkalarının yerine koymayı beceremezler.


BU EVREDEKİ UYARI İŞARETLERİ

.Basma kalıp ya da tekrara dayalı oyunlar yada sadece kendi başına oynama.

.Kayıtsız kalma ve duygusuz davranışlar.

.Sınıf içinde sorunlar çıkararak kendini ifade etme.

EN ÖNEMLİ GELİŞİMSEL DEĞİŞİMLERİ

Öğretmenin bulunduğu ortamlarda öğretmene gereksinim duymaksızın çalışabilme becerisidir.

DR. Kestanbaum 5-7 yaş evresini , çocukların dünyayı heyecan verici bir yer olarak algıladıkları "Harika Yıllar" şeklinde tanımlamaktadır.

Bu evrede çocuklar inanılmaz bir büyüme ve gelişme göstermektedirler.
7-10 YAŞ EVRESİNDE ÇOCUKLARIN SAHİP OLDUKLARI ÖZELLİKLER

Sezgisel düşünmenin yerini mantıksal düşünmeye bıraktığı' nedensellik dönemi' başlar.
Bilişsel düşünmenin büyük bir bölümü bu dönemde başlar.
Bu evrede çocuklar örgün eğitim için hazırdırlar.
Motor becerilerinde kaydedilir bir gelişme gösterirler.
Dinleme becerilerinde kaydedilir bir gelişme gözlenir.
Uzlaşma ve işbirliği içindedirler.
Bu özelliklerinden dolayı yakın arkadaşlıklar kurabilme becerileri geliştirirler.
Oyunlarda yenilgiyi kabul edebilirler ve yenilgiden dolayı yıkılmazlar.
Kuralları kabullenirler ve harfiyen uygularlar.
Karne, not yada öğretmenin övgüsü gibi somut ödüllere cevap verirler
Korkuları kabullenmezler.

BU EVREDEKİ UYARI İŞARETLERİ

Yaş gruplarından kendini soyutlama ya da mahrum bırakma.

İyi yapamama korkusu, sürekli olarak ödül ve övgülere gereksinim duyma

Her zaman birinci olma kazanma gereksinimi
KARMA YAŞ GRUPLARI

Okullar öğrencileri kronolojik yaşlarını temel alarak gruplandırırlar.

Fakat eğitimciler, çocukların farklı derecelerde gelişim göstermesi nedeniyle öğrencilerin kronolojik yaşlara göre değil, gelişim düzeylerine göre gruplandırılmaları gerektiğini savunmaktadırlar.

Bu konu ile ilgilenen bir çok uzman, çocuklar arasındaki doğal çeşitliliği sağlamak açısından karma yaş gruplandırılmasının en etkili yol olduğuna inanmaktadırlar.

Karma yaş gruplarında, ileri düzeydeki küçük çocuklar daha büyük ama daha yavaş çocuklar ile gruplandırılabilir. Ya da büyük çocuklar, küçük çocuklara rehberlik etmeleri için kullanılabilir.

Bu uygulama her iki tarafa da önemli ve yararlı yaşantıları kazandırabilir.

KARMA YAŞ GRUPLARININ SINIRLILIKLARI

Her gelişim düzeyi için farklı öğretim programı uygulama

Öğretmen öğrenci arasında zayıf iletişim

Büyük çocukların velilerinin direnci ile karşılaşma vb.

Karma yaş gruplarının olumlulukları

Karma yaş gruplu sınıflarda çocuklara olgunlaşmaları için yeterli zaman sunulmaktadır.

Karma yaş gruplandırılması ile doğal bir öğrenen grup yaratılmaktadır.

Sınıf giderek genişleyen bir aileye dönüşmektedir.

Hepimiz birbirimize öğretmekte ve birbirimizden öğrenmekteyiz

Öğrenciler kendi öğrenme düzeyleri ile gelişim göstermektedir.

Müfredat programı ve değerlendirme her öğrenci üzerinde bireysel olarak odaklanmaktadır.
ÇOKLU YETENEK / ÇOKLU ZEKA

Psikologlara göre yetenek ve zeka, insanın pek çok özelliğini ve etkinliğini içine alan geniş bir kavramdır. Her bireyin çeşitli yetenekleri ve bir zeka kapasitesi vardır.

Öğretenlerin görevi her öğrencinin kendine özgü güçlü yanlarını, daha az gelişmiş becerilerini güçlendirmek için kullanmalarına yardım etmek olmalıdır.

Stanford Üniversitesi araştırmacılarından Elizabeth Cohen zekânın en önemli göstergesi olarak okuma yeteneğinin temel alındığını belirtmiştir.

Cohen'in belirlediği yetenekler;

Yaratıcılık- Yeni fikirler öne sürme- Karar almada gruba yardım etme- Sorunları ve çözümleri göz önünde canlandırabilme- Fiziksel beceriler- Usa vurma- Problem çözme- Merak ve icat yeteneği- Sebat

Binet ve Wescler zeka ölçme kavramını ortaya attıklarında zekanın doğumla belirlenmiş sabit,ölçülebilir, değişmez bir olgu olarak varsaymışlardır.

Daha sonra Piaget, Vygotsky, Feuerstein ve diğerleri yapılan araştırmalar son ucunda zekanın sabit olmadığını ortaya koymuşlardır.

Zeka; kalıtsal yetenekle, deneyimler ve çevresel bileşenler tarafından şekillendirilir. Öğretmenler ve veliler ,çocuğa sağladıkları ortamı ve öğretim yöntemlerini değiştirerek çocuğun zekasını da değiştirebilirler. Kötü öğretim ve kötü çevre zekayı geliştirirken, iyi öğretim ve iyi çevre zekayı arttırmaktadır.

Gardner'a göre yedi tür zeka vardır.

1-Bedensel / Devin duyusal Zeka

2-Sözel / Dilsel zeka

3-Görsel / uzamsal zeka

4-Matematiksel / Mantıksal zeka

5-Kişiler arası zeka

6-İçsel zeka

7-Müziksel / Ritmik zeka

ZEKA TÜRLERİ ÇEŞİTLİ YÖNTEMLERLE GELİŞTİRİLEBİLİR

BEDENSEL/DEVİN DUYUSAL ZEKAYI GELİŞTİRMEK İÇİN;

Dramatik bir oyunda rol alın.

Fiziksel etkinlik gerektiren yarışma olmayan bir oyun oynayın.

Folklor, koşma ve yüzme etkinliklerine katılın.

Vücudunuzu anlamak için kar küreme, çim biçme gibi işlerde kendinizi dikkatlice gözleyin.

GÖRSEL/UZAMSAL ZEKAYI GELİŞTİRMEK İÇİN

Fikirlerinizi ifade etmek için estetik araçlarla çalışın.

Bilerek düş kurun. İdeal bir tatil yerinin ayrıntılarını açıklayın.

Hayal gücünüzü arttıracak çalışmalar yapın. Tarihi bir kahramanla sohbet gibi.

Fikirlerinizi ifade etmek Maket veya poster yapın.

MATEMATİKSEL/MANTIKSAL ZEKAYI GELİŞTİRMEK İÇİN

İki nesneyi kıyaslama ve karşılaştırma yoluyla çözüme yönelik düşünme egzersizleri yapın (GÜNEŞ-AYÇİÇEĞİ)

SÖZEL/DİLSEL ZEKAYI GELİŞTİRMEK İÇİN

Bir hikaye okuyun sonunu kendiniz getirin.

Başka fikirleri dinleyin, tartışmaya girin.

Sizi çok ilgilendiren bir konuda söylev verin.

MÜZİKSEL/RİTMİK ZEKAYI GELİŞTİRMEK İÇİN

Mırıldanarak kafanızın içinde değişik titreşimler oluşturun.

Örnek: her seferinde ünlü harflerden birini değişik yükseklikte ve kalınlıkta kullanın.

KİŞİLERARASI ZEKAYI GELİŞTİRMEK İÇİN

Herhangi biriyle konuşmadan iletişim kurmak için farklı yollar bulun.( Yüz, Vücut,Jest ve Seslerle.)

Bir kimsenin mimiklerinden ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışın ve daha sonra kontrol edin.

İÇSEL ZEKAYI GELİŞTİRMEK İÇİN

BEN KİMİM ?

Sorusuna 25 kelimeden daha kısa bir cevap yazmaya çalışın.

Bir hafta boyunca düzeltme yapın ve sizi tatmin edinceye kadar devam edin.

Dışarıdan bir gözlemci gibi duygu , düşünce ve ruh halinizi izlemeye çalışın.

ÖĞRENME TÜRLERİ

Çocuklar öğrenme kapasitelerinde farklı oldukları gibi, nasıl öğrendiklerinde de farklılıklar gösterirler. Dr. Rita Dunn öğrenme türlerinin biyolojik ve gelişimsel boyutta kişisel özelliklere sahip olduğunu ve bu nedenle bir öğretim yönteminin bazı öğrenciler için etkiliyken, diğerleri için etkili olmadığını öne sürmektedir. Aynı zaman da kişisel öğrenme türüne sahip olduğumuzu da belirtmektedir.

Öğrenme türü yaklaşımını kabul ettiğimiz anda,

Her öğrencinin kendini güçlü olduğu yolla becerilerini geliştirmesine yardım edecek bir öğretim yaklaşımını da kabul etmemiz gerekmektedir.

Duyusal ve bireysel tercihler öğrenmeyi önemli ölçüde etkilemektedir.

Yanlış inançlar

Fiziksel etkinlikler öğrenmeyi engeller.

(Sınıfta derse en az ilgi gösteren hareket etmeye ihtiyaç duyan çocuklardır. Onlara etkinliklerde görev vermek olumlu sonuç vermektedir.)

Çocuklar sabah saatlerinde öğrenmeye karşı uyarılmış durumdadır.

( Tersine sabahın geç saatleri ve öğle saatlerinde)

Sınıflar iyi aydınlatılmış, hafif serin, gürültü ve hareketlilikten uzak sessiz bir ortam olmalıdır. (Çocuk konsantre olmak için ayak vurmak, çiklet çiğnemek, gibi hareketlere ihtiyaç duyar. Küçük çocuklar az aydınlığa, ergenlik çağındakiler ise ses veya fon gürültülerine ihtiyaç duyarlar.)

BÜTÜN BUNLAR NE ANLAMA GELİYOR ?

İDEAL ÖĞRENME İÇİN;

Her öğrencinin öğrenme profili çıkarılmalıdır.

Öğretmen öğrenme türlerinin birbirine üstün veya zayıf olmadığını benimsemelidir.

Dersler çok çeşitli öğrenme stratejileri,etkinlikleri ve yaşantıları ile zenginleştirilmelidir.

Sınıflar değişik ışıklandırma ve ses ortamları, oturma düzenleri açısından gözden geçirilmeli ve düzenlenmelidir.

Çeşitlilik hayatın tuzu biberidir. Ama..

Çeşitlilik;

Her öğrencinin kendine özgü öğrenme türleri ve ihtiyaçları açısından yaklaşıldığında hayati önemi olan bir besindir.

Öğrenen Özellikleri

İki temel yaklaşıma göre öğretim tasarımı;
Yapılandırmacı öğretim tasarımı, geleneksel öğretim tasarımına oranla daha etkili ve eğitim amacına daha uygundur. Yapılandırmacı öğretim tasarımı öğrenci merkezli olup, öğrencinin öğretim sürecide daha aktif olmasına yöneliktir. Geleneksel öğretim tasarımı ise daha çok öğretmen merkezli olup, bence ezberci bir sistemin oluşmasını sağlamaktadır. Yani öğrenci, öğretmen tarafından verileni alır, değerlendirmeye geldiğinde ise öğretmenin verdiğini ne kadar aldığına bakar; gibi bir yaklaşım algıladım. Bu da biraz ezbercilik, tüketicilik gibi geldi bana. Yapılandırmacı öğretim tasarımı bu konuda daha esnek. Öğretmen–öğrenci işbirliği ve iletişimine dayandırılmış olup, bireysel kazanımları daha ön plandadır. Her iki tasarımda da ortak noktalar olduğu gibi farklılıklar da olup, yapılandırmacı öğretim tasarımında daha verimli dönütler alınabilir diye düşünüyorum.
ADDIE Modeli ve ASSURE Modeli dayandıkları nokta ortak olup, birbirlerini desteklemektedirler. Yine bunlarda tasarımdan önce analizlerde bulunmaktadırlar. Daha çok öğrencinin kişisel özelliklerini incelemekle beraber, öğrenme stilleri, öğretim yöntemlerini de incelemektedirler. Ama ADDIE modeli daha genel bir tasarım modeli sergiliyor. ASSURE daha kapsamlı ve etkili öğrenme ortamı oluşturmaya daha yakın bir model diye düşünüyorum. Diğer tüm modellerde de ortak olan analiz, değerlendirme ve kazanım mantığına dayanıyor. Bazılarında analiz basamağında proplem analizi(Seels Modeli) ağır basmaktayken, bazılarında ise içerik, iş(Gerlach & Ely Modeli) analizi ağır basmaktadır. Yani basamaklar aynı olsa da basamağı oluştururken birbirinden ayrılmaktalar.
Ayrıntılama Kuramı ile öğrencinin zihinsel etkinlikleriyle, becerilerinin özümsendiğini, ilişkilendirildiği bir yaklaşım söz konusudur. İsminden de anlaşılacağı gibi ayrıntılara dikkat eden bir kuramdır. Daha çok öğrencinin önceki bildikleriyle, şimdiki öğrendikleriyle ve öğrenecekleri ile ilişki kurmasını destekleyen bir kuram diye düşünüyorum.
ARCS modeli, öğrenmenin olabilmesi için öncelikle öğrencinin dikkatini çekmek gerektiğini savunuyor. Bunun içinde hedef kitlesinin özelliklerinin, ihtiyaçlarının bilinmesi gerekir. İşte dikkat sonra ki uygunluk basamağında belirlenen bu ihtiyaçlara nasıl hitap ederim sorusu da yatmaktadır. Güvenle de hem öğretmenin öğrenciye başarısı ve başarabileceklerini aşılaması hem de öğrencinin kendi kendine bu güven duygusunu oluşturması gerekir. Her insan doğru yaptıklarıyla takdir edilmek ister. Öğrencide de durum böyledir. Başardıklarının desteklenmesi ve pekiştirilmesi, uygulama fırsatları sunulması gerekir. ARCS modeli bu dört(dikkat, uygunluk, güven, doyum) temele dayanmaktadır diye düşünüyorum.

2 Mart 2011 Çarşamba

ÖĞRETİM MATERYALLERİ TASARIM İLKELERİ



TASARIM

Anlamlı sıralama için bilinçli şekilde harcanan çabadır.

Herhangi bir öğretim materyalinde kullanılan her türlü yazı, resim, grafik, hareket ve renk öğrenme üzerinde etkilidir.

Materyallerin Özellikleri:

Tasarım ilkeleri kurallar dizini değildir.
Bir şey DOĞRU tasarlanmazsa sadece yenilik olarak ilgi çeker, zaman içinde etkisi ve çekiciliği azalır.
Zaman ve emek kaybına neden olur.

Öğretim süreci

Öğrencilerin geçmiş bilgi ve deneyimlerinin belirlenmesiyle başlar.

Yeni bilgilerle bağlantı kurularak sürer.

Soyut kavramlardan somut davranış değişikliğine dönüşerek sona erer.

Doğru tasarlanmış öğretim materyali

Öğrenmeye yön verici, kolaylaştırıcı, araştırmaya yönlendirici, öğrenme süresini kısaltıcı olmalıdır.

Öğrencilerde estetik duygusunu geliştirmelidir.

Materyalde kullanılan her türlü unsur ne çok büyük, ne de çok küçük olmamalıdır.

Bir bütünlük içinde olmalı, ne bir şey eklenebilmeli, ne de çıkartılabilmelidir.

Objelerin yerleşiminden renklere kadar en küçük detay dikkate alınarak hazırlanmalıdır.
TASARIM İLKELERİ

1. YAPISAL / BİÇİMSEL elemanların kullanım ilkeleri

· BOŞLUK, ÇİZGİ, ŞEKİL/FORM, DOKU, RENK

2. YERLEŞİM elemanlarının kullanım ilkeleri

ORAN-ÖLÇEK, DENGE, BÜTÜNLÜK, RİTİM, VURGU, AHENK
Yapısal/Biçimsel Elemanların Kullanım İlkeleri:

Boşluk

Sağ alt köşeye yerleştirmeliyiz.

İlk olarak görülen boşluk ve dokulardır.

Belirlenmiş bir çerçeve içinde kullanım alanı dışında kalan yerlerdir.

Araştırmalar sabit bir resim üzerinde gözün en fazla algıladığı bölümün %41 ile sol köşe,

(Vurgulamak istediğimiz yazı , resim gibi unsurları sol üst köşeye,)

En az algıladığı bölümün %14 ile sağ alt köşe (Ayrıntıları, detayları da sağ alt köşeye yerleştirmeliyiz.) olduğunu göstermiştir.

Çizgi

Doğru ,dairesel veya bunların karışımı şeklindedir.

Algılama üzerinde etkilidir.

Hareketi ve yönü belirleyici etki yaratırlar.

Yatay çizgiler objelerin genişliğini,

Dikey çizgiler objelerin yüksekliğini ,

Eğik çizgiler ise dengesizlik etkisi yaratırlar.

Arka planda yatay çizgilerin kullanıldığı bir çizimin ön planına dikey çizgiler yerleştirilirse dikkat çeker.

Fotoğraf, grafik. şekil vb. Unsurların yerleşiminde bu özelliklerden yararlanmak gerekir.

Kontrast/ Zıtlık

Çevresindekilerle zıtlık oluşturan bir tasarım elemanı da dikkat çeker.

Konunun can alıcı bölümünü zıtlık yaratarak vermeliyiz.

Zıtlık Form

Şekil- form

Şekil: Bir yüzey üzerinde yaratılan iki boyutlu biçimlerdir.

Form:Bu biçimlerin birbirine göre yerleşimidir.

Öğretim materyallerinin etkili olabilmesi için gözün bir şekilden diğerine rahatlıkla kayabildiği formda hazırlanması gerekir. Arasında büyük boşluk bırakılırsa göz zorluk çekeceğinden görsel etki azalır.

Doku:

Malzemelerin özelliğine bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Düz, pürüzlü, mat, parlak, saydam ve renkli malzemeler olabilir.

ÖRN: Asetat , renkli karton ve kağıtları verebiliriz.

Renk

Materyalde anahtar rol oynar.

Doğal renkler görüntünün gerçekliğini arttırır.
Benzerlik ve farklılıkların ortaya konmasını sağlar.
Önemli noktalar ve bilgiler üzerine dikkati toplar.
Coşku, durgunluk,tek düzelik ve canlılık gibi duyguların algılanmasını sağlar.
Psikoloji üzerinde etkilidir.
MATERYAL ÜZERİNDE RENKLERİN KULLANIMI

En kısa dalga boyu mor,

En uzun dalga boyu kırmızı renktir.

Diğer renklerin dalga boyu bu iki renk arasında değişkenlik gösterir.

Göz en fazla kırmızı, en az mor rengi algılar.

Dikkat çekilecek noktalar:

KIRMIZI, TURUNCU gibi SICAK renklerle gösterilmelidir.

GÖKYÜZÜ ve DENİZ renkleri soğuktur. Renk

Dikkat çekmeseler de RAHATLATIP DİNLENDİREN etki yaratırlar.

Derinlik etkisi için arka plan rengi olarak kullanılmalıdır .

Cinsiyetlerde farklılık gösterir.

Erkekler üzerinde mavi, yeşil, bordo ve canlı tonları,

Bayanlar üzerinde pembe, sarı, mavi ve pastel tonları kullanılması etkili olur.

Etnik özellikler

Mesela Bozkır bölgesinde yaşayanlarda yeşil ve mavi gibi renkler, ormanlık bölgelerde yaşayanlarda sıcak renkler etkilidir.

Futbol takımlarının renkleri istenilmeyen etki yaratacağından bir arada kullanılmamalıdır.

Renklerle objeler olduğundan daha büyük veya daha küçük görülebilir. Dikkat çekici renk daha büyük, kontrast yaratıldığında ise daha küçük görülür.

Ön plandaki renklerin arka plan ile kontrast oluşturması gerekir.

Aynı materyal üzerinde üçten fazla renk kullanılmamalıdır.

Gözün renk seçimini zorlaştırır.

Algılamayı etkiler.

Monotonluktan kaçınılmalıdır.

Bir ünitede farklı konulara geçişte veya bölümlerin anlaşılmasında renk değişikliği algılamaya yardımcı olur.
MATERYAL TASARIMINDA HARFLER

Dekoratif amaçlı süslü yazı yerine düz yazı biçimleri daha kolay algılanır.

Küçük harflerle yazılan yazılar kolay okunur .ÜÇ KELİMEYİ GEÇMEYEN kısa başlık yazılarında BÜYÜK HARF kullanılabilir.

Harflerin rengi arka plan ile kontrast oluşturmalı hatta altı çizilerek vurgulanabilmelidir.

Büyüklüğü de okunabilirliği için önemlidir.

Büyüklüğü de okunabilirliği için önemlidir.

Genel kural

Her bir 3,5 m' lik görüş mesafesi için harflerin yüksekliği görüntüde 3,7 cm artmalıdır.

Harflerin arası, göz kararı ile, sıkışık görülmeyecek şekilde kullanılmalı,

Düz harflerin aralığı daha fazla,

Yuvarlak harflerinki daha az olmalıdır.

Satırlarda aynı şekilde ayarlanmalı.

Çok yakın satırlar bulanıklık,

Çok uzak satırlar kopukluk yaratır.

Satır araları küçük harf yüksekliğinin yarısı kadar alınabilir.
YERLEŞİM ELEMANLARININ KULLANIM İLKELERİ

Oran-Ölçek

Objelerin büyüklüğünün doğru algılaması için tanıdık bir başka obje ile ölçeklendirilmesi gerekir.

Özellikle slayt çekimlerindeki dağ, göl, vadi gibi şekillerin büyüklüğü bilinen ağaç, araba, insan gibi objelerle birlikte materyale yerleştirilmesi gerekir.

Denge

Objenin göz tarafından algılanan ağırlığıdır.

Materyal üzerinde denge, yatay ve dikey eksenin her iki tarafına objeler eşit dağıtılarak oluşturulur.

Bütünlük

Her görsel unsur bir mesaj iletmek için yerleştirilmelidir.

Yararı olmayan hiçbir yazı, şekil, resim vb. unsur bulunmamalıdır.

Şekillerin çok kalabalık olması istenen etkiyi engeller.

Algılamayı zorlaştırır.

RİTİM

Gözün bir objeden diğerine rahatlıkla kayabilmesidir.

Birb irinden kop uk ye

rleştirilmiş ta sarım elaman ları a rasında bağl antı zor kur ulur.

Algılama istenen şekilde olmaz.

VURGU

Öğretim materyalinin can alıcı noktasıdır.

Dikkat çekilecek nokta en ilgi çekici nokta olarak tasarlanıp en önemli unsurlar oraya yerleştirilebilir.

AHENK

Kompozisyonun bütünüyle bağlantılıdır.

Parçalar bir araya gelince ortaya çıkan bütünlük duygusudur.

Bütünü oluşturan parçaların birbirine olan ilişkisiyle ortaya çıkan uyumdur.

Öğretim materyalleri iyi tasarlandığı ve istenen şekilde kullanıldığında öğrenmeyi yönlendirici , kolaylaştırıcı etki yaratırlar.

Yeşil Zeminde siyah

Mavi zeminde sarı

Beyaz zeminde mavi

Beyaz zeminde Sarı

Beyaz zeminde kırmızı

Siyah zeminde Sarı